
---spoiler ---
filmin güzel tarafları:
müzikler başarılı. filme bir hava katıyor. hatta fazlasını.
hikaye aktif dinamik heyecanlı sürükleyici.
türk yönetmen abilerimizin (bkz:mustafa altıoklar, bkz: sinan çetin vs.) filmlerindeki genç ablayı seviştirme takıntıları gibi bir motivasyon hayat bulmuyor filler ve çimen'de. ne güzel!
filmin amaları;
askerlerin gece vakti gecekondu görünümlü kahvehanede olabilmeleri ve tavla sahnesindeki yanlışlar ise olmamış diyoruz.
sanem çelik'in deniz kıyısında öpüşme sahnesini/hayalini ise bir yere bağlayamadım başta. yalnız, aşk özlemi çekiyor sanırım, evet.
derin devlet mevzunda ise elini taşın altına soktuğu için alkışlar. yazar ve yönetmen derviş zaim kendi yorumuyla yazmış ve yönetmiş hikayeyi. ama bakan'ın tamamen boka batmış hali ve birinci elden kötü adamlarla bağlantı kurması insana acemice geliyor. daha dolaylı bir ilişki ve daha az boka batmışlık daha gerçekçi dururdu.
filmin bu amaları/acemi_havası insanın kendini filme ve/veya hikayeye vermesini zorlaştırıyor, malum.
filmin sonu ise ayrı bir soru işareti.
açık havada ebru yapılmaz yağmur yağabilir evet ama biz yapıyoruz içimizden geldiğimiz gibi yaşıyoruz kendimizi bulduk oy ne güzel. mi? ya da hayat o suda dağilan mürekkep damlaları gibi zamanla dağılıyor mu?
camoka yoruldu mu herşeyden kokain partisinin sabahında?
komiser çok kötü şeyler oluyor diyor ama kendisi de çok kötü şeylere bulaşmış zaten. sorgulamak için biraz geç değil mi?
karakterlerin zayıf kalmasına rağmen karakterler üzerinden bir son yazmak olmuyor olamıyor. filler ve çimen burada zorluyor.
--- spoiler---